Ekolojik yaşamı arayış yollarında
Temmuz2005'te Bugday'ın Tatuta'sı için kaleme alınan yazı ile o tarihteki durum! 
Resmen 1 Ekim 2004 tarihinde çıktım “ekolojik yaşamı arayış yolcuğu” na.
Ekoloji dünyası ne durumdadır. Hepbirlikte yaşamayı düşleyen insanlar varmı? Düşlerini gerçekleştiren varmı? Onların yanında bize yer varmı? Kapısında ekolojik köy veya yerleşim yazmayan ama zaten doğal yaşayan ve bizi arasına kabul edecek hayallerimizi gerçekleştirebileceğimiz bir köy,yerleşim varmı?Bölgenin,suyu,havası,toprağı,insanı,eğitim,sağlık,sosyal yapısı nasıl,bizi motive edecek yeterliliğe sahipmi? Bunları gerçekleştirmek isteyen insanlar ne kadar hazır?İstekli insanların kafasındaki resim,hayal nasıldır,kendilerini nereye oturtturmaktadırlar?Uygulamada olanlar ne yapmaktalar,ne üretip ne satmaktalar,dünyadaki durum ne, ülkemizdeki eksik ne? İktisadi bir işletme olmalımı? Olacaksa kırdamı kenttemi olmalı? Bu araştırma sürecinin sonunda bizde tam olarak ne istediğimize iç rahatlığımızla ve aile içi mutabakatla karar verip uygulamaya geçmiş olacağız,deneyeceğiz.Yolculuğa çıkış,arayışa başlayış  nedenimize her geçen gün yeni insanlarında katıldığını görmek yalnız olmadığımızı ve benzer sıkıntıları yaşadığımızı gösteriyor;Gerçek olmayan insan ilişkileri,sanal bağımlılık,kendimizin planlamadığı bir mesai,stresli çalışma ortamı,Trafik riski,kaldırımda iken kafaya saksı-tabela vs düşme riski, deprem riski,ulaşımda-sanal ortamlarda yitirilen zamanlar, hızlı-tempolu yaşama metabolizmanın tepkisi,sağlıksız beslenme,artan kanser,kalp, tansiyon vs yıkıcı hastalıklar,tüketim çılgınlığı,TV,çocukların eğitimi,gezegenin geleceği,ekosistemin çöküşü,savaşlar,işgaller,küresel iklim,ötelenen buzul çağı,ozon tabakası, pahalıya satılan organik ürünler,ekoloji tacirleri, GDO,doğadan kopuk bir yaşam,vs... Bu sıkıntıları gören ve yaşayan her ekolojistin  hayalini bir ekolojik köy düşü süsler.Aynı hayali gören insanların bir araya gelip 3-4 neslin yaşayacağı özerk,bağımsız ve hatta başarılabilirse devletin en küçük birimi olan köyü resmen kurmaları bu planı zor kılmıyor.Zor olan 10 ve üstü aile,yetişkinin bu projede anlaşacak,uzlaşacak kadar radikal geçiş yapmaya kararlı olması.Bırakma................. Tüm yaşamlarını,kendilerini,eş ve çocuklarını hatta anne ve babalarını,dede ve neneleri ile birlikte doğadaki bu projeye uyarlamaları. Burada üretip,burada doyup,burada yaşayıp,üretim fazlasını satıp,diğer köylerle takasa giden,doğadan almaktan çok vermeyi düşünen bir proje.Kendine yeten ortak tesislere sahip ;berberinden,marangozuna,etüd-eğitim salonundan,acil sağlık birimine,lokantasından,kıraathanesine,ortasında çeşmesi de olan köy meydanına kadar sanatsal üretimde bulunabilecek atelyeleri,turizm konaklamalı,ekolojik ve sağlıklı ürünler dükkanı,spor alanları,Hayvansal ve bitkisel  mamulleri üreten işlikleri...En yakın yerleşime gidip gelmek için servisleri,Kente gidip  kültür,sanat tüketme,eş dostları görme programları,Araçlarda kullanmak ve fazlasını satmak için bio-dizel ve bio-gaz üretimi,Ekolojik yaşamı yaymak,ilkleri oluşturmak için birbirinden ve kurdukları düzenden güç alan dünyada 70 ten fazla örneği olan ekolojik köy yaşayanlarının içinde var olmak öncelikli hedefimiz.... Soğuklarla beraber başlayan bu arayışta ülkemizin batısını ama özellikle Ege Bölgesini defaten dolaştım.Bu yolculukta üyesi olduğum Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği (BUĞDAY) ve onun Tarım Turizm Takası (TATUTA) projesi ile Buğday Dergisi rehberim oldu. Ekolojik üretim yapan 12.000 çiftçinin şimdilik 25’inin ve bu yaz belki 40’ı ekolojik turizme TATUTA bünyesinde. Bu gurupta yer alanların çoğunu ve bu gurupta yer almayan başka ekolojik çiftlik ve yerleşimleri de gezdim. Bu geziler esnasında çok özel anlar yaşadım ve  paylaştım. Her aşamasını not ettim. Bunların bir kısmını internette paylaşıma açtım. Diğer yolculara ışık versin diye. Kaynak olarak gördüğüm ve İstanbul’da olduğum günlerde gönüllü olarak yardım ettiğim Buğday Dergisi okuyucuları için bir seçmece derleme yapalım dedik.
ÇANAKKALE,KÜÇÜKKUYU,ADATEPEBAŞI KÖYÜ,DEDETEPE ÇİFTLİĞİ;Öncelikle burası sizin bildiğiniz çiftlik biçiminde değil. Arazi 12 dönüm zeytinlik. İçinde şimdilik bina yok.Yer yer 20 ile 70 derece açılı  arazinin zirvesinde çiftliğe ismini veren DEDE ‘nin yatırı var.Dedetepe TATUTA’nın en bilinen ve gençler tarafından en çok ziyaret edilen ekolojik kampı. Evet Dedetepe şimdilik bir kamp ve konukların her ihtiyacını karşılayacak eko-konfora sahip. Kasım-Şubat hariç yılın her ayı paylaşıma açık.Kazdağının eteklerinde.Küçükkuyu,dolayısı ile tertemiz Ege Denizi’nin hemen üstünde. Ege denizi,Kaz Dağı (İDA) ile ilgili hepinizin pek çok bilgisi vardır. Belki KüçükkAuyu’ nun şirin bir sahil kasabası olduğunu,kışın yaşayan nüfusunun çok ve canlı olduğunu bileniniz çoktur. Artan nüfus baskısı nedeni ile yoğunlaşan beton ormanı ve çevre kirliliği şimdilik gündelik yaşamı etkilemese de gelecek için olumsuz sinyal veriyor. Etrafta sanayi tesisi şimdilik yok ve insanlar bisikleti yoğun olarak kullanıyor. Bölgede büyük şehir kaçkını çok. Ağırlıklı olarak emekli olup bir pansiyon,lokanta açan bu gurup en çok yalnızlığı yaşayan gurup. En büyük hayal olan bina inşasının bitmesi ile yaşamdaki ana hedefe ulaşılmış olmasına rağmen niye mutlu olamadıklarını bilmeyen gurup.“Kadınlar Kahvesi” olan ve Dedetepe’nin Tamahin’ inde gittiği sosyal ortamlar,çocukların eğitim ihtiyacını üniversiteye  kadar karşılayan,irice bir limanı,balıkçı barınağı ve bol balığı olan Küçükkuyu ulaşımı,büyük şehirlere yakınlığı ile pek çok insanın öncelikle tercih edebileceği bir bölge.Ve  bunun hemen üstündeki Kaz Dağı’na doğru çıkmaya başlayınca henüz bozulmamış eko-sisteme ulaşıyoruz. Dağdaki köyler genellikle Türkmen diye söylenen Alevi köyleri ile Yörük köylerinden oluşuyor.Dedetepe çiftliğinin dahil olduğu köy Adatepebaşı. Bir Yörük köyü. 200 haneli. Denize tepeden bakıyor. Kendi kendine yeten,her şeyi çoğunlukla kendi üretiyor. Ana geçimleri ise zeytin. Her evin süt ve kümes hayvanı var. Zeytin gelirlerini genellikle giyeceğe,şeker ve tuza harcıyorlar. Bir arada ve çoğunlukla akraba evlilikleri ile dışarıdan insan aralarına sokmadan bugüne ulaşmışlar. Dedetepenin kurucuları Erkan ile Tamahin’i çocukları gibi benimseyip içlerine almışlar. İstanbul’da oldukları zaman telefonla arıyor,Küçükkuyu’da yada köy yolunda önünü kesip hal hatır soruyorlar. Bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sorarken ise şehirli muhabbeti gibi değil gerçek ve samimi olduklarını ise Erkan utanarak örnekliyor. Erkan ve Tamahin’e imreniyorum. Bu köyde tanıştığım insanlar ile onları güvenli,sosyal bir gelecek bekliyor. Gerçi siz Dedetepe’ye gittiğinizde köy merkezinin oldukça dışındaki çiftliğe gideceksiniz.Ve orada doğa içinde çadırda yatıp,ağaç altında yemek yiyip denize bakıp az ilerideki şelalede suya girip harika vakit geçireceksiniz. Gece kamp ateşi ve etrafında müzik,dans. Bu satırları Bolu’da Karacasu Kaplıcalarında yazıyorum ve canım Dedetepe çekti. Sanırım Şubat rotasına tekrar dahil edeceğim. Kim bilir belki yazın sizinle orada karşılaşırız. 
AFYON-BAŞMAKÇI-ERSÖZ ÇİFTLİĞİ
Başmakçı Afyon’un ilçesi ama afyondan daha çok Isparta’ ya yakın. Acı Göl’ ün yanında. Eski  “kovboy” filmlerini hatırlattı bana.Toz,rüzgar,çalı ve boş bakan insanlar. Ersözler ise Acı göl tarafında merkezin biraz dışında. Dümdüz bir bölge olduğu için burada da bisiklet ağırlıkta. Başmakçı merkezden beni almaya gelen Vehbi’ye  aracıma binerken sordum “bisikleti istersen arabaya alalım” oda “ kim ne yapsın bisikletimi” dedi. Evet kim ne yapsındı kaldırıma bırakılmış 5-10 bisikleti. Suç  oranının çok düşük olduğu ve herkesin herkesi tanıdığı “ilçenin  delisi” olan Vehbi ve Sultan Ersöz tırnakları ile yaptıkları tamamen kerpiçten ve ahşaptan çiftliklerinde tavuk ve güvercinleri ile salça ile turşu üretiyorlar. Toplam 10 dönümde ilçenin ilk sebze üretimini başlatmışlar. Hem de ekolojik. İlçe ülkenin yumurta piyasasının kalbi. Dünya’ nın da ekolojik gül yağı üretiminin merkezi. Tüm bunları kooperatifleşerek sağlamış olan ilçe halkı kendi köylüsü olan ve örgütlenmede hep öncülük eden Ersöz’ lere farklı olduklarını hatırlatmadan da edemiyorlar. Çiftlik diğer uğrayacağınız eko-yerleşmelerin en sohbeti koyu olan ailesine sahip. Gördüğüm en eko-köylü aile olup bir o kadar içten ve paylaşımcı olan Ersöz’ lerin Vehbi’si aynı zamanda Yeşil,çevre ve ekoloji hareketinin hatip köylüsü. Araştırıyor,öğreniyor ve bunları çağrıldığı söyleş,lerde dinleyicilerle paylaşıyor.Konuşması olmadığı zamanlarda bu ihtiyacını konukları ile gideriyor. Acı Göl; yoğun flamingo nüfusuna sahip kirlenmekte olan bir sulak alan. Gölden pek çok sektöre ana hammadde olarak kullanılan sodyum çıkartılıyor. Gölün ve Başmak’çının Güney’ine denk gelen tarafında başlayan Toroslar’ ın uzantısı tepelerde Yörük köyleri ise olanca özgünlükleri ve bağımsızlıkları ile yaşamlarını sürdürüyorlar. Henüz okul binası dışında hiçbir anti-doğal yapının olmadığı,dağda oluşturdukları  mini teras tarlalarda neredeyse tüm beslenme ihtiyaçlarını karşıladıkları yaşam biçimlerini geleneksel yapılarında sürdürüyorlar,keçi ve kümes hayvanları ile. Bu dağ ve Ardıç ormanı köyde biyolojik çeşitliliğin neden gerekli ve her şeyin ne kadar birbirine yaşamsal olarak bağlı olduğunu öğrendim. Ardıç ağacının tohumunun kabuğu çok sert ve hiçbir doğa koşulunda açılıp toprakla kaynaşmıyor. Sadece Ardıç Kuşunun sindirim sisteminden geçtikten sonra açılıp dışkı olarak çıktıktan sonra toprakta kök salıyor.Ersöler’i ziyarete giderseniz sosyal olarak canınızın hiç sıkılmayacağına ve sürekli konuşma,hareket ve yeme halinde olacağınızı söyleyebilirim. Acele ederseniz evin üst katını sizden sonra gelecek konuklara hazırlamak için kerpiç ustalığını bir parça öğrenme şansına sahip olursunuz. 
ISPARTA,EĞİRDİR,YUKARIGÖKDERE,KILIÇ ÇİFTLİĞİ
Eğirdir gölünü görüp de ilçe merkezindeki kemik hastanesini söylememek olmaz. Göl adeta bir deniz. Dalgalı ve ilçede yanında sahil yerleşimi gibi duruyor. Coğrafyası nedeni ile bölge askeriye tarafından “dağ komando” yetiştirmek üzere kullanılıyor. İlçede askerin ve hastanenin izi baskın. Başka bir yerde kırılan kemiğin kaynaması 3 ay sürerken burada 1,5 ayda kaynayabiliyor. Bu nedenle buraya  oldukça büyük bir kemik hastanesi yapılmış. İlçeye çok uzak olmayan ve daha yukarıda olan Yukarı Gökdere Köyü çoğunlukla elma üreterek geçimlerini sağlıyorlar. Arabaya aldığım yaşlı teyzenin söylemesine göre her elmaya olgunlaşıncaya kadar 25 defa tarım ilacı kullanıyorlar. Sağlıkları ile tarım ilacını ilişkilendirmeden soruyorum. Nasıl oluyorsa nesiller daha kof-çürük olduğunu söylüyor. Kanser ve sebepsiz ölümler çoğalmış.İkram ettiği elmayı almayınca sebebini anlayıp üzülmediğini söyleyerek Kılıç Çiftliğinden ve onun bölgeye getirdiği yeni ekolojik meyvecilikten konuştuk. İlgi ve merakla izliyorlarmış. Bir kısım köylü arazisine Yasemin Kılıç’ın ürettiği elma fidanlarını dikmişler . Çıkan ürün şimdilik az ve Yasemin tarafından değerinde (1.25 YTL) pazarlanığı için memnunlar.Kılıç Çiftliği’nin ekologu Yasemin ise endişeli ama bir  o kadarda umutlu.  Marmaris’te halı-kilim ticaretini bırakan İbrahim ile üniversitede ve lisede  okuyan kızları ile kurdukları çiftlikleri Yukarı Gökdere köyünün dışında. Dağlarla çevrili bir mini vadide. Kapadokya’dan 11 kamyonla getirtikleri ve 3 ay yapımı süren  taş evlerinin  benim gördüğüm en önemli özelliği tertipli,düzenli ve şehirdeki standartlarında üzerinde olması değil; kuzine-kombisi. Akşam sohbetimiz boyunca neredeyse iki odunla tüm yapının ısınması beni şaştırttı. Hem ocak,fırın,soba hem de kalorifer kazanı görevi gören, aslında neredeyse tüm Avrupa köylerinde  zaten kullanılan kuzine çiftliğin paylaşımdaki en önemli bilgilerinden. Çiftlikte en son 34 çeşit elma ve fidanı yetiştiriliyor. Tatları ve görünümleri birbirinden farklı olan bu elmalar her mevsim ve aya yayılmış durumda. Ağırlıkla kış olmak üzere burada her zaman taze elma bulabilirsiniz. Biz o akşam 5 çeşitle bir elma partisi verip daha önce hiç tatmadığım elmaları tattım. Yeni yaptıkları kurutma tesislerinden çıkan kurutulmuş meyvelerini yedik. Pazarlama, İstanbul merkezli bir kooperatif hayali kurduk.Oldukça büyük ve çok odalı olan evin üst katı gelecekte gönüllüler için hazırlanıyor. Konuktan ziyade gönüllübekleyen çiftlikte iş çok. İbo annesi için yeni bir ev inşaa edecek. Tasarımı da ilginç. Çiftliğe gidecek insanların gerek iş,bilgi paylaşımı,sohbet ve konfor konusunda sıkıntı yaşamayacaklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Bölge dağ,doğa  yürüyüşü ve tırmanışına çok uygun. Huzurlu bir ortam arayanın tam aradığı yer olduğunu, dağ,kitap ve müzik deyince Kılıç çiftliği tam aradığınız yer.