Yunus 2 yaşında
 
İmece Evinde doğal yöntemle yani hastane ortamına girmeden dünyaya gelen oğlumuz Yunus 2 yaşını doldurdu.
Yunustan çok şey öğreniyoruz.
Bize popüler,tüketim kültürünün "modern,çağdaş" yutturmacası ile ne kadar kandırıldığımızı fark etmemizi sağlıyor.
Köyde,kırsalda doğup büyümenin sevgiyi,güveni,yardımlaşmayı pekiştirdiğini,
Paylaşmanın doğal bir davranış olduğunu,
Evde,oyunda,yemekte dahil olunan toplumun tüm bireylerini eksiksiz görme ihtiyacı içinde olduğuna tanık oluyoruz. Herkes masaya oturunca yemeğe başlıyor!!! Biz öğretmedik.
Yemek derken yanlış anlaşılma olmasın, herkese yeterli olduğuna kanaat getirirse ikram ediyor.Aksi halde tüm tabaklara müdahale ediyor :)
Üç gece önce sevdiceğim,eşim, Yunusun annesi Reyhan gece emzirmeye ikna (!?) ederek kesti. Gündüz anne sütü serbest.Reyhan biraz rahatlarken Yunus yemeklere daha bir asılmaya başladı. 9 yaşına gelen Suryamızda leylekgillere doğru evirlme yolunda iştahı artınca İmecenin kuzinesi 24 saat görev yapmaya başladı. Neyseki tabiat çok cömert :)
24 ayını tamamlayan Yunusun gelişimi ile ilgili tarihe not düşmeye devam ediyoruz;
İnternete bakınca gördüğümüz tipik 24 ay davranışları dışındakileri yazıyoruzki gelecekte anne,babalara fikir verebilsin diye...
En son gece emzirmeyi keserken faydası olur diye biberonda süt verme denemesi yaptık. I-ıhh hiç ilgilenmiyor. Şu aşamaya kadar ne emzik nede biberon kullanmadı! Kendi yemeğini kendi yiyor.Yemek yeme ğe başladığı 5.ayından beri. Biz zorlamıyoruz.Yunusun seçimi. Biz unutup yiyeceği uzatsak dahi o "bığak" deyip elimizden alıp kendi yiyor. Çok çocuk deneyimimizden dolayı yunusa neredeyse "hiç" müdahale etmiyoruz. Elbette temel Anne-baba görevlerimizi yapıyoruz. Müdahaleden kastım oyununa,yürümesine,düşmesine, eşyalarla olan ilşkisine karışmamaya çalışıyoruz. Müdahale etmemek için önlem alıyoruz-ki sonra o eşyayı elinden almak zorunda kalmayalım. Ablası Surya'ya çok sorumluluk düşüyor. Çünkü Surya ne yaparsa yapmak istiyor. Bu genellikle olumlu gelişiyor. Yemek,oyun faslında. Ancak Surya bazı eşyalarını paylaşmayınca bunu anlayamıyor ve ablasına saldırıyor. En çok ev dışındaki odun,dal,su,maşa,kürek,çapa,toprak gibi nesnelerle oynamayı seviyor. Ev içerisinde odun yerleştirme işine bayılıyor. Defalarca dizip,yerleştirip duruyor.Kuzinenin altından Şöminenin içine ... Yunus sayesinde Surya ya yemek yeme baskısını kaldırdık. Çünkü baktık ki hiç bir kalıba sahip olmayan ve henüz bizi "kandırma" aşamasına gelmemiş olan Yunus aylar önce fark ettik ki bazı günler herşeyi silip süpürüyor,bazı günler ise iştahı yok. Doğadaki yumuşak iniş çıkışlar, dalgalanmalar gibi düşünürsek herkesin yeme ve yememe günleri var. Surya bunu bize söylemeye çalışıyordu ancak biz anlamıyorduk.Bazen çok sevdiği yemeklerde dahi isteksiz olabiliyordu (köfte,patates gibi).Bazende kileri boşaltıyordu. Yunusta bu durumu fark etmemiz üzerine Surya'da bunu uyguladık.Veee evet Suryanında yeme ve yememe günleri var. Günlerce kıtlıktan çıkmış gibi 5-6 öğün yiyip sonra bir-iki gün dinlenmeye çekiliyor. müdahale etmiyoruz. Yerken yiyeceğini eksik etmiyor, isteksiz olduğunda da özgür bırakıyoruz. Bu durum Surya'yı (9 yaş) çok rahatlattı, bize ve ortama daha güven duymaya başladı. Ve stres, didişme iletişimleri asgariye indi. Yetişkin yaşamında da olduğu gibi "müdahale", diğerini yönetme isteği her zaman sorun olmuş hatta savaşlara neden olmakta. Çocuk yaşamında olduğu gibi daha az müdahale, daha çok dinleme,ilgi ise beraberinde huzurlu,mutlu bir aile, toplumu mümkün kılıyor. Yunus dahil insanlar arası iş bölümü,anlaşma her zaman kabul görüp tam demokratik,sürdürülür hayatın temel ilkeleri. Tv,internet,telefon Yunusun yaşamında yok gibi. Ancak bir Tv gördümü şaşırıp kalıyor.Bize gösteriyor "bu nedir,gerçekmi" gibi sorular soruyor. Cep telefonlarına "Alo" diyor. Anenin Alosu, Babanın Alosu diyerek eğer ortalıkta unuttuysak bize getiyor.Bazende kurcalamak istiyor. Eğer bir fotoğrafa bakarsak hemen ekrana yapışıyor. Djital,ışıklı değişken görseller çok ilgisini çekiyor.Ancak 3 yaşına kadar bu görsellerden uzak tutmaya kararlıyız. Yaşadığımız koşullarda bize zaten çok yardımcı oluyor. Korkuyu yavaş yavaş tanımaya başladı. Yürürken hiç elden tutmadı.Hep kendi başına yürüdü. Eğer tanımadığı biri, hayvan görürse bize sokuluyor. Saklambaç oynarken Surya'nın saklandığı yeri bulamazsa ürküp yardım istiyor.Surya'dan ürkütücü ses çıkarsa hemen kucağa geliyor. Ve birlikte bulup ortaya çıkarmamızı istiyor. Bu haller dışında elden tutmadan ilerliyor,yürüyor. Neredeyse hersabah ekmek yapılır.Ve Yunus her seferinde yerini alır.Hamuru yoğurur, ekmeğini açar ve pişiriciye verir. Ekip halinde çalışırken eğer dahil edilirse kendi çalışma aşaması haricinde sabırla bekler! Sofrayı hazırlar,sofrayı toplar. Tabii başlangıç düzeyinde :) Ellerini kendisi yıkar.Devamında da mutlaka havlusu ile kurutur. Tatlının hertürlüsüne bayılıyor. Uzak tutmamıza,cesaretlendirmememize rağmen ileride bir yerde, kutunun içinde tatlı olduğunu bilir ve ona kilitlenir! Evde kek," Vuabiye" eksik olmaz. Hepside doğala yakındır. Tepsiye bakar ve en büyük parçayı seçer. Aynı atalarımız Eractuslar gibi meyve ağacı bulunca tıkıştırmaları gibi tıkıştırırlar. Hergün kek,kurabiye olmasına rağmen bunu yaparlar.Yunusta Suryada. "Yaaa meyveler ağaçta biterse bilgisi!" "Nee" ...Yunus aylardır her merak ettiği durumda sorar "Nee" diye. Her seferinde açıklarız. Ayı soruyu bazen onlarca sorar "Nee" diye. Hiç bıkmadan aynı cevabı veririz. En sonunda ikna olmuş,kayda geçmişçesine durur ve başka bir soruya yada oyuna geçer. Neyseki bizde telaş yok, sabır çok :) Yavrularımıza bu sabrı, bilgiyi aktaracazki ileride özgüvenli, özenli, vicdanlı bireyler olsunlar. Yunus tüm canlılara karşı meraklı ve sevgili. Hem insanlara hem hayvanlara hemde bitkilere. Öpüyor,kokluyor, dokunuyor. Bazen vuruyor,merak ediyor ...ne olacak,vs diye. Hayvanlara öyle sarılıyorki "sanki tek beden olsak" dercesine. İlk bestesi küçük ablasına oldu; "Surya La La Laa". Zaman zaman mırıldanıyor. Normalde Surya ya "Suliii" diye sesleniyor. Abla demiyor. Bazı erkeklere dede,abi diyor. Ancak kadınlara özellikle isimleri ile sesleniyor. Teyze,Abla,Hala,Nene kavramlarını es geçiyor. Şu ana kadar kankalarını erkeklerden seçiyor. Gözlemliyoruz.... Düşüyor,çarpıyor,canı yanıyor.Ağlıyor....bizden yardım istiyor..."yadımmm" diyor. Bizde "olur öyle şeyler,geçer" diye geçiştiriyoruz.Genellikle işe yarıyor! Birşeye şaşırdığında Japonyadan gelen gönüllümüz gibi tepki veriyor "AAAAaaaaa". Ağzını kocaman,abartılı şaşkın konumuna getirip hayret ediyor :) Yakında "Öylemiiiii" derse şaşırmayız :) Her fırsatta bağırıyor, naralar atıyor.Sesli şarkısını söylüyor. "SURYA, LA LA LAAA" 2. yılını dolduran Yunus hastalık, ilaçla tanışmadı. 1. yılındaki kışta burnu tıkandı.O kadar. Burnunu puarla temizlemek ve zeytinyağda kavurduğumuz karabiberi göğsüne sürünce mucizevi şekilde rahatlıyordu... Bu kış ise nerdeyse burnu dahi akmadı! Bizden görüyor diye çaya çok meraklı. Onada ılık su hazırlayıp bazen 1-2 damla limon bazen seyreltilmiş bitki çayı veriyoruz.Bize eşlik etmekten büyük keyif alıyor. "Çayyy" demeye bayılıyor. Doğduğu günün sabahından itibaren dışarıya çıkan, kapalı alanlarda durmaktan hoşlanmadığını her fırsatta belirtiyor. Sabah Suryayı okul servisine birlikte götürüyoruz. Kahvaltı sonrası iş planı Yunusla yapılıp hemen dışarı çıkılıyor. Açık Mutfak çevresinde vakit geçirmeyi. Kullanılmayan yaz mutfağı kuzinesini kurcalamayı çok seviyor. İçini dolduruyor. Küllerini kül kovasına boşaltıyor. Dışarı kıyafeti benimkinden beter oluyor. O hiç aldırış etmiyor.Bizde :) Eğer elleri kirlenirse temizlemek,yıkamak istiyor. Sanırım haftaya kadar ona lavabo önüne basamak yapacamki bize ihtiyaç duymasın! ... Şimdilik buraya noktayı koyalım. İnsan çocuğunu anlatarak bitiremez. Bir yerde durmak lazım. Dilerim tüm çocuklarım gezegenine faydalı, yardımsever, barışçıl bireyler olur. Vicdanlı, sevgili, hoşgörülü, saygılı olurlar.Biz umarız çok engel olmayız! 1 Mart.2018-İmece Evi-Dumanlıdağ,İzmir